Yazarlar / Ali Yavuz HACIMUSTAFAOĞLU


NERENİN ADAMIYIZ?

En ufak bir milli duruş planında bile dünyanın sömürgeci devletlerinin tepkisini çeken Türkiye, halen daha gerçekçi bir çıkış yolu arayışında olmayışının acısıyla kıvranıyor.

Dış oyunlar kısır döngüsünden kalkış yapan zihinlerdeki bozuklukları ne zaman tespit edip, gerçeği ne zaman arayacağız?

Tarafçılığın ne demek olduğunu bilen var mı?

Taraf isen, yanında yer aldığın tarafın faaliyetlerinden bu ülkeye fayda mı var, zarar mı?

Hiç sordun mu kendine!

Particilik, tarikatçılık, vakıfçılık, dernekçilik yapmak, her hangi bir sivil toplum örgütüne üye olmak ile neyin tarafı, kime taraf, nereye karşı taraf oluyorsun!!

Hiç düşündün mü?

Düşündün mutlaka…

Akıl düşünmeden duramayacağına göre düşünmüşsündür…

Bu düşüncelerden bugünkü fotoğrafa bir bakalım hepimiz:

Düşüncelerimizden tecelli eden olayların % oranına göre ne kadarı menfi, ne kadarı müspet sonuçla karşımıza çıkmıştır?

Herkes, kendisine sorması gereken bu sorunun cevabını yine kendisine versin.

İnsanıyla, doğal kaynaklarıyla, imkânıyla dopdolu olan şu güzel Türkiye’mizin kıymetini bilmekle neler kazanacağımızı hesap etmediğimiz, kendimizi tanımak gereği duymadığımızdan belli.

Kendimizi tanımak istesek; ülkenin menfaatini ayakta tutmanın şahsiyetle mümkün olacağını anlarız da, menfi çıkarların peşine koşmak yerine, şahsiyetin gerekleri olan “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışını örnekleriyle ispata getirmeyi hedef tutarız.

Bugün, ülkemizdeki her türlü oyunların sebebini sadece dış güçlerde aramak, aldanmaya devam ettiğimizin göstergesidir.

Dış güçler dediklerimiz, maksatlı hedeflerine ulaşmaları için önlerindeki tek engelin Türkiye olduğunu biliyorlar. Ve fırsat bulduklarında her türlü baskıyı yapmaktan geri durmuyorlar, durmazlar ve durmayacaklar.

Peki, böylesine kararlı bir düşmana, sözcük anlamı yumuşatılarak “dış güçler” denilmiş ise, bu dış güçlerin düşmanlık derecesinde azalma mı sağlıyor, yoksa dostluk seviyelerini mi yükseltiyor!

Ne demek “ülkedeki sorunların kaynağı dış güçlerdir” deyip durmak. Hiç mi utanmıyoruz artık. Bugün aldatan var ise, aldananın bolluğundan değil midir?

Türk insanı olarak bize ait olan değerlerin kıymetini bilmezsek, kaybettiğimiz kimliğimizi aramak derdinde olmazsak; suçlu sadece dış güçler mi oluyor!

Biz, kafamızı gerçeklere kapatıyorsak, kulağımızdan yönetilmenin sarhoşluğundan ayılmak gayretinde olmuyorsak, yaratılışımızın gereğine aykırı davranmıyor muyuz?

Bir deve kuşu da olmadığımızı göre; yaratılışımızdaki sahipliğimizin yetkili sıfatını neyle izah edeceğiz.

İnsan: Yaratılışının amacı doğrultusunda, şerefini örnekliğiyle ispat ederek, bulunduğu ortama yanılmasız adaletli ve güvenli bir yaşam değeri katana denir.

Buna göre; sorunların topyekun çözümüne ilk olarak kendimizden başlamalıyız. Kendimizin hayati görevlerinin ne olduğunu anlarsak, menfi baskılardan kurtulmamız çok kolay olacaktır.

Kendimizi tanımak fikirle mümkündür. Fikir, inancın niteliği olduğu için, inancımızı müspet ölçülerde ispat için güçlü bir fikre ihtiyaç vardır.

Fikir gerçekçilikten doğan, bir hayat kaynağıdır.

Bu gerçeğin adının Örgünöz olduğunu söylemek de bir gerçeğin ifadesidir. 


0 0

Diğer Yazıları